23/6/2006 - MALDIVLER

 

Maldivlerle ilgili biraz coğrafi, biraz sosyal bilgi vereyim önce sıkılmazsanız. Ben gitmeden önce pek çok şeyi konusunda en ufacık fikrim yoktu. Hep balayı ve romantik tatil cenneti olarak lanse edildiği için Maldiv Cumhuriyeti hakkında geri kalan bilgiler hep eksik kalmış.

 

Maldivler, Hint Okyanusu'nda ve Sri Lanka'nın güneyinde yer alan, Asya'daki en küçük bağımsız ülkesi. Hint Okyanusu'nda 26 mercan adasında gruplanmış (coral atoll),1192 adet küçük adadan meydana gelen, 764 km. uzunluğunda, 129 km. genişliğinde bir adalar topluluğu. Bütün alanın %99 ‘u denizle kaplı. Rakım en yüksek noktada 3 mt.

Türkiye ile saat farkı yaz-kış saati uygulaması olmadığı için yazları 2 saat, ekimden sonra ise 3 saat.

 

78 yıl boyunca İngiltere tarafından yönetilen Maldivler, 1965 yılında bağımsızlığını kazanmış. Trafik tahmin edeceğiniz gibi soldan akıyor. Başkenti ve en büyük kenti Male, resmi dili ise Dhivehi dili.  

 

Maldivler'in iklimi sıcak ve nemli. Günlük ortalama sıcaklık; 29-30 derece. Sıcaklık bütün yıl aynı, gece gündüz arasında da ısı farkı yok. Adalarda güneybatı musonu (mayıs-kasım) ve kuzeydoğu (aralık-nisan) musonu olmak üzere 2 dönem yaşanıyor. Güneybatı musonu döneminde hava daha nemli ve yağmur ihtimali daha yüksek dolayısıyla bulutlu gün sayısı daha fazla. Bizim bu dönemde orda bulunmuş olmamıza rağmen 2 kez yağmura yakalandık. Biri akşam saatleriydi 10 dk kadar tükürür gibi bir yağmur yağdı ve geçti; bir kez de sabahın çok erken saatlerinde tam bir muson yağmuru gibi 10-15 dakika bastırdı ve bitti. Bulutlar mı? Fotoğraflarımıza baksanıza.

 

Burada yaşayan halkın büyük çoğunluğu Sri Lanka'dan bir kısmı ise Hindistan ve Arabistan'dan gelmiş. Adaların toplam 210 tanesinde yerleşim var. Bu 210 adanın 87 tanesinde ise sadece resortlar bulunmakta.

 

Balıkçılık ve turizm, adalardaki başlıca geçim kaynağı. Binlerce Maldivli hergün balık avına çıkıyor. Birçok balıkçı, teknesini adalardaki hindistancevizi ağaçlarından yapıyor. Adalardan yaklaşık 30 km. açıyorlar. Elde edilen balıklar çoğunlukla Japonya ve Sri Lanka'ya ihraç ediliyor. Adada yetişen yiyecekler arasında ise ananas, hindistancevizi ve nar başta geliyor.

 

Adaya önceleri budizm hakim olsa da, bir arap gezgini olan Abul Barakhat Al-Bar Bari sayesinde adalara ulaşan müslümanlık hızla ada halkı tarafından kabul görmüş ve günümüzde Maldiv Cumhuriyeti’ni nüfusunun tamamı müslüman olan birkaç ülkeden biri haline getirmiştir. Resortların bulunduğu adalar haricinde alkol kullanımı, bikini-mayo gibi giysilerle denize girmek kesinlikle yasak. Kadınların bir kısmı kapalı bir kısmı açık. Günde 5 kez (namaz zamanlarında) tüm dükkanlar 10-15 dakikalığına kapanıyor.

 

Bilindiği gibi bir dalış cennet. Su altı kilometrelerce uzunluktaki resifleri, binden fazla balık çeşidi, 200 den fazla mercan cinsi, 100den fazla değişik deniz canlısı ile akıllara durgunluk verecek zenginlikte. Açıkcası bunu kaldığımız adadaki kayalıklardaki ve gittiğim şnorkel turunda rastladığım balıklarla kendi gözlerimle gördüm. Sadece şnorkel ile dalmak bile apayrı bir dünyaya götürürken, tüplü dalışı hayal bile edemiyorum. Orada Birol'la Türkiye'ye dönünce dalış kursuna gitmeye karar verdik. Bunu Maldivler'de yapmak hem daha pahalı olacaktı hem de romantik balayı tatilimizi su altında nefes egzersizleri yaparak geçirmek istemedik.

  

29 Mayıs pazartesi günü akşam saat 19:00 da Emirates havayolları ile Dubai aktarmalı uçtuk. Salı günü sabah 11:00 civarı Taj Exotica Resort'un bulunduğu adaya varmıştık. Kaldığımız ada başkent Male'den deniz motoru ile 15 dk uzaklıkta. Ada 300mt uzunluğunda, 8mt genişliğinde. Biri deniz motorlarının yanaştığı ve üzerinde dalış merkezinin bulunduğu, diğeri ise üzerinde yaklaşık 30 bungalowun olduğu adanın öteki ucunda olan iki iskele mevcut.

 

Maldivler deyince aklınıza ne geliyor?

Beyaz kumlar, turkuaz-mavi bir deniz, güneş, tropik meyveler, ıstakozlar, palmiyeler, dev orkideler, begonviller, tuhaf renkli kertenkeleler, ....

Aynen öyle. Aynen hayal ettiğiniz gibi hatta daha fazlası.

 

Taj Exotica sadece çiftler için dizayn edilmiş bir küçük otel. 62 odası mevcut yani en fazla 124 kişi konaklayabiliyor; bunun yanı sıra 180 çalışanı var. Bir misafire birden fazla çalışan düşüyor yani. Çocuklar için hiçbir etkinlik, bebek bakım evi gibi bir hizmeti olmadığı için çocuklu ailelerden ziyade çiftlerin geldiği bir tesis. Gelenlerin yarısı balayı çifti.

 

Gerçekten çok özel bir tesis olduğunu adım attığınız anda anlıyorsunuz. Resepsiyonda, restaurantlarda, barda nemli, soğuk ve limon veya lavanta kokulu mendiller veriyor. Çalışanların hepsi mükemmel İngilizce konuşuyor, sizi nerede görseler gülümsüyor ve selam veriyorlar. Adanın her yerinde şezlonglar ve temiz havlular mevcut. Havuz etrafında gün boyu soğuk su, meyve ve sorbe servisi yapılıyor -ücretsiz. Adanın tamamı beyaz kum, bu dalış için çok uygun bir durum olmasa da romantik bir tatil için hayal edebileceğinizden fazlasını sunuyor. Adada 2 restaurant var. Biri 24 Degrees, tüm dünya mutfaklarından çeşitler sunmakta ve kahvaltıları aldığımız; diğeri Deep End, adanın öteki ucunda yer alan Akdeniz mutfağı sunmakta olan restaurant.

 

Hiç bir öğün açık büfe değil, kahvaltılarda bile 30 dan fazla çeşidi içeren menüden seçim yapıyorsunuz. Restauranta oturduğunuzda biri koltuğunuzu tutarken bir başkası kucağınıza peçetenizi seriyor. Bunlar sizi hiç bir şekilde rahatsız etmiyor. Adada zaten o kadar rahatsınız ki, akşam yemeğine gelirken giyinmek süslenmek zorunda değilsiniz. Zaten adada sürekli çıplak ayak geziyorsunuz.

 

Odamızın ne kadar güzel, adanın, denizin, doğanın ne kadar güzel olduğunu sözlerle anlatmam çok zor. Buraya bir kaç fotoğraf eklemeye çalışacağım, geri kalanı için evimize bekleriz.

 

Odamızda 2 bornoz, 4 küçük, 5 en ufak boy, 5 büyük, 2 tane de deniz havlusu vardı. Bunlar elbette hergün yenileniyor. Hergün odamıza taze meyve veya kurabiye bırakıyorlardı. Küvetimiz Hint Okyanusu manzaralı idi. Tesisdeki tüm bungalowlar bu şekilde dizayn edilmiş; hepsinin küveti dışardan içeriyi göstermeyen geniş camın yanında ve okyanus manzaralı. Bungalowumuz deniz üzerindeydi ve arkasın özel bir güneşlenme alanı ile denize inen merdivenler mevcuttu. Odaya hasırdan plaj çantası koymayı bile düşünmüşler. 

 

Balayına gidiyoruz ya ben 6 çift ayakkabı almışım yanıma, Birol'um ise 5 ayrı pantalon. Ben ya çıplak ayaktım ya parmak arası terlikle, Birol'um ise şort ya da ince beyaz pantalonla. Bir şey giymeye gerek yok zaten. Mayo, pareo, terlik yeterli.
 

Neler yaptık?

Bir gün deniz uçağı ile atollü gezdim. İnanılmaz bir deneyimdi.

Balayı çifti olduğumuz için plajda romantik akşam yemeğimiz vardı. Beyaz kumların üzerine masa kuruldu. Favori şarabımız ve bir gün önceden ısmarladığımız özel menü sunuldu. Yine balayı çifti olduğumuz için pakete dahil gün batımı deniz turuna katıldık. Tekne de dört çift ve 3 kişilik  mürettebat açıldık. Meyve servisi derken motor durdu ve sağımızdan solumuzda yunuslar atlamaya başladı. 30-40 yunustan oluşan bir sürü etrafımızda oyunlar oynuyorlar; atlıyorlar, dönüyorlar. Bu arada güneş battı gitti tabi ki.

 

Sabahları odamızın etrafında baby shark dedikleri küçük köpekbalıkları dolaşıyordu. Elbette zararsızlar, zaten balıklar içinde en korkakları onlar; yaklaşınca hemen kaçıyorlar. Vatos balıkları, boyları yarım metreye ulaşan ismini bilmediğimiz kefale benzeyen balıklar, çeşitli tropik balıklar... Dalmaya gerek bile yok, evin arkasındaki terastan denize bakınca gördüklerimiz bunlar.

Gördüğümüz en ilginç canlı dev bir yarasaydı. Dev derken iri bir martıdan daha etli bir yarasaydı. Ne gördüğümüzü çözmeye çalışırken, çünkü yarasa dediğin el kadar olur bu tropik yerde hormonlu yarasa ne oluyordu yanlış mı görmüştük diye düşünürken bir kitapta sadece bu bölgede yaşayan meyve yarasası ''fruit bat'' denilen özel canlıyı görmüşüz.

Bir de benim kafayı taktığım kuş var. Balıkçıl desen değil, leylek boyutlarında uzun gagalı, balık yiyen bir kuş. Adada bir kaç tane vardı. Bir tanesi resepsiyonun önünde duruyor. O resepsiyon kuşu. Biri bizim evin civarındaydı genelde.

 

Çeşit çeşit kokteyller deneyerek, Hint, Japon, Çin, Tayland mutfağından değişik lezzetleri tadarak, denizin, kumun, hiçbir şey yapmadan yatmanın, birbirimizin, cennet diye tanımlayabileceğim doğanın tadına vardığımız, şampanya-havyarlı akşam yemeğimizden, tropik meyvelere, çeşitli deniz canlılarına kadar yemediğimiz, denemediğimiz lezzet bırakmayarak geçen gerçekten çok güzel bir tatildi.

Balayı için daha güzelini düşünemiyorum.

 

Sevgiler,

Ege

 sağdaki bizim bungalow, müthiş değil mi?                                   gün batımı   

 

                                                                                                     adamız, sağda gördüğünüz platform lagoon bungalowların bir kısmını barındırıyor, solda   

                                                                                                     adanın öteki ucundaki ise iskele. bizim bungalow ise sağda kıyıda sıra sıra gördüklerinizden biri.

ayağım :)                                                                                      bu resmi deniz uçağından çektim.

 

deniz uçağından çektiğim bir başka ada                                     ne olduğunu anlayamadığımız benim hayran olup kovaladığım kuş

 

meşhur banyomuz ve okyanusa bakan küvet                                bu benim eserim :)

 

 baby shark kahvaltı ederken                                                     başbaşa kahvalltı

 

 balayı çifti :)                                                                                 deniz uçağı