|
Yerel dilde "Rüya Adası" demek olan Huvafenfushi, lüks ve
muhteşem doğaya düşkün olanlar için ideal bir tesistir. Huvafenfushi belki de
Maldivler'in en lüks ve en iyi tesislerinden biridir. Male havaalanından 30
dakika uzaklıkta olan bu küçük adaya ulaşım hızlı botlarla yapılmaktadır.
Huvafenfushi, dünyada ilk sualtı spa merkeziyle de dikkatleri çekmektedir.
Tümü sahilde yer alan lüks villaların hepsi küçük havuz veya
özel havuzla donatılmıştır. Oda tipleri, Havuzlu Sahil Villalar, Lüks Havuzlu
Villalar, Lagoon Bungalovlar ve Okyanus manzaralı Havuzlu villalar şeklindedir.
Bu villalar beton yapılar değil, yerel mimarinin şirin örnekleri. Maldivler'e
gitmek kesinlikle sıkıntı yaratıyor ama bir kere oraya gidince yolda çektiğiniz
eziyete değdiğini anlıyorsunuz. Pencereden dışarı şöyle bir göz attığınızda
sanki uçağın penceresinden cennete bakıyormuşsunuz gibi bir hisse
kapılıyorsunuz.
Burada yok yok; espresso makinesinden plazma ekrana kadar her türlü lüks mevcut.
Yemeklere ise ağırlıklı olarak oranın deniz ürünleri mevcut; kaplan karidesi ve
ahtapot en gözde yemeklerden
Tesiste motorsuz su sporları, su aktiviteleri ve aletsiz scuba diving
ücretsizdir.
Huvafenfushi Izlenimleri:
Eğer bir otelin
popülaritesinin ölçüsü o otelin konuklarının ünlü oluşlarıyla ilintiliyse,
Maldiv’lerdeki
Huvafen Fushi tam
da böyle bir yer. Geçen ay içinde, bir gün George Clooney çıkageldi, mesela.
Kate Moss Ocean Villa’sında bir davet verdi; Tom Cruise ve Katie Holmes
balayları esnasında masaj için randevu aldılar. Ben otele vardığımda, Alexander
McQueen oradan ayrılmaktaydı ve benim ayrıldığım gün Dolce & Gabbana’nın Stefano
Gabbana’sı ile John Galliano tesise ulaşmak üzereydiler (ayrı ayrı).
Huvafen Fushi aslında bir trendsetter, yani, eğilim, trend yaratıcı bir mekan.
İki yıl önceki açılışından beri giderek kalitesini yükseltmekte. Dünyanın ilk
underwater spa (su altı sağlık merkezi) larınden birini de bünyesinde barındıran
Huvafen Fushi, İngiltere de yayınlanan Conde Nast Traveler Dergisi tarafından
haklı olarak en iyiler arasında seçildi ve ayrıca Amerika’da yayınlanan En
İyiler Listesi’nde de yerini aldı.
Bu olağanüstü ölçüde lüks
tatil beldesi Kuzey Male Atoll adalarının en minik olanlarından birinde
konumlanmış ve kendine ait su şeridiyle sarılmış olağanüstü bir konumda
bulunuyor. Singapur’dan direkt olarak geldiğim tesise gecenin geç bir saatinde
vardım. Sözünü ettiğim uçuş gecenin 10 undan önce buraya ulaşmıyor. (Not:
Gündüz ulaşmak için, onun yerine Emirates ile uçunuz).
Suyun üzerinde yüzer gibi duran bungalovuma misafir edildiğim zaman, kendimi bir
Apple mağazası / Armani Showroom karışımı bir yerdeymişim gibi hissettim. Odanın
ortasındaki yatağın çevresinde en sevdiğim araç-gereçler bulunmaktaydı. Bose iç
mekan ve dış mekan müzik sistemi, Plazma TV ekranları, Bang & Olufsen
telefonlar, iPod Nano’nun yanı sıra inanılmaz zenginlikte bir müzik arşivi ile
karşılaştım. Kocaman banyom okyanus manzaralıydı ve tamamen kişiye özel olarak
tasarlanan yüzme havuzum ile büyük ebatlardaki yatağım beni beklemekteydiler.
Yatak ve yatak odası aksesuarı olarak Frette ürünleri kullanılmıştı; tasarımcı
elinden çıkmış özel tasarım mobilyalar (Frank Gehry imzalı), elektronik
perdeler, şelale gibi akan duş sistemi, hangisini anlatmalıyım, liste böyle
uzayıp gidiyor.
Herkesin ölmeden önce bir sabah Maldiv’lerde uyanması gerek. Yatağımdan gördüğüm
manzarada, ön plandaki yüzme havuzu ve onun arkasında okyanus uzanmaktaydı.
Muhteşem bir görüntü; adeta bir kartpostal gibi.
Huvafen Fushi’de
güne Celcius isimli salonda hazırlanmış olan açık büfe kahvaltı ile başlanıyor.
Burası lüks ve sadeliği bir arada barındıran nadir açık hava mekanlardan biri.
Önünüzdeki suya doğru uzanan beyaz kum izlenimi veren zemin üzerindesiniz.
Kahvaltıdan sonra snorkeling dediğimiz deniz altı sporuna sıra geliyor. Denize
daldığınızda insanı hayretten hayrete düşüren güzellikteki mercanları ve bu
mercan kayalıklarının içinde bulundukları denizaltı yaşamını yakından görüyor,
adeta onlarla birlikte yaşıyorsunuz. Üç saat sonra kendinize şöyle bir
baktığınızda, görüyorsunuz ki, bronz bir tene sahipsiniz. Burada güneş çok
parlak ve çok çabuk bronzlaştırıyor. Hatta kahvaltınızı tamamlayana kadar,
cildinizin örtülü yerleri ile örtülü olmayan yerleri arasında hemen renk farkı
oluşuyor.
Günlerim dopdoluydu, ama yine
de pek bir şey yaptım sayılmaz. Dalış sporları yaptım, güneşlenip bronzlaştım,
tekrar daldım, biraz kitap okudum, suyun yüzeyinde konumlanmış spor alanına
yürüdüm, oradan geriye doğru tekrar yürüyerek geldim (şaka mı yapıyorsunuz,
tatildeyken kim spor salonunda zaman geçirir) ve daha farkına bile varmadan
güneş battı. Akşamın çöküşüyle birlikte Umbar’a geçerek kendime bir kokteyl
ısmarladım ve o çok rahat koltuğa gömülerek güneşin son ışıklarının kayboluşunu
seyrettim; derken canlı müzik başladı; gerçek bir Cafe del Mar akşamı. Müzik,
gün batımı, insanlar, atmosfer muhteşemdi. SALT restorana geçerek akşam yemeği
için yerimi aldım. Bu restoranın en büyük özelliği buraya ayakkabısız, yani
yalınayak giriliyor olması. Şık bir akşam yemeği idi. Yiyecekler ancak dünyanın
en iyi restoranlarında bulabileceğiniz güzellikteydi.
Maldivlerde en yüksek nokta deniz seviyesinden sadece dört metre yükseklikte
bulunuyor. Bu nedenle Huvafen Spa merkezinin neden denizin altında
konumlandığını anlamak daha kolay oluyor. Sözünü ettiğimiz bu mekan da, sadece
içinde bulunduğumuz tesise özel bir unsur. Denizin altındaki Spa merkezine
girerken insan kendini kocaman bir akvaryumun içine giriyormuş gibi hissediyor
ve akvaryumdaki balıkların ilgisini çeken en önemli nesnenin kendisi olduğu
izlenimine kapılıyor. Masaj yaptırmak için mükemmel bir ortam. Maldivlere özgü
muson geleneğine uygun olan masajı seçtim ve yaşadıklarım tüm tanımları aşıyor.
Söyleyebileceğim tek şey, orada yaşadığımı bir daha başka bir yerde
yaşayamayacak olmam. İnanılmaz, demek tanımlamaya yetmiyor.
GİDİLEBİLECEK EN UYGUN ZAMAN - Şubat Mayıs arası
ŞIK VE ZARİF NOKTALAR - Konuksever çalışanlar; tesiste konaklayanlara
kesintisiz hizmet sağlayan ekip sayesinde ayrı özel ünitelerde kalan konuklara
24 saat oda servisi sağlanıyor. Tatil merkezinin diğer noktalarında
konaklayanlar ise FISH (Adanın Hızlı Hizmetleri) isimli firmanın sunduğu
imkanlardan yararlanıyorlar ki, bu da diğer taraftakiyle aynı şey demek oluyor.
Denizin altına konumlanmış olan Sağlık Merkezi ise vazgeçilmez. Kesinlikle
uğranması gereken bir mekan.
İMKANLAR - Üç restoran, canlı bir bar, ciddi çalışılarak seçilmiş şarapların
bulunduğu zengin ve bir o kadar kaliteli yeraltı şarap kavı, suyun yüzeyinde
kurulu bir yoga alanı ve dünyada ilk kez suyun altında inşa edilmiş masaj
odaları ile tesisin genel manzarası tamamlanmış oluyor.
Bu yıl, Huvafen Fushi, mekanına üç yeni imkan daha ilave ettiğini
duyurmaktan gurur duyar. Süper şık ve zarif 70 ayak uzunluğunda olağanüstü
donanıma sahip bir yat; daha önce Paris’de Buddha Bar’da çalışmış olan DJ ve
yönetmen Ravin; ve dünyanın en özgün ilk denizaltı sağlık merkezi
Huvafen Fushi bundan iki yıl önce ilk açıldığında, Per Aquum Resorts, Spas &
Residences 'ın CEO’su Tom McLoughlin şöyle demişti, “Bu sadece başlangıç.
Orjinal Huvafen Fushi konseptini geliştirmeye devam edeceğiz; konukların
deneyimlerinin çeşitlenmesi için sunabileceğimiz imkanların sınırlarını
zorlayacağız. “
Huvafen Fushi bir itici güç olarak benimsediği bu anlayışa kesinlikle uymuşa
benziyor ve daha da şaşırtıcı ve hayranlık uyandıran konseptlere imza atmaya
hazırlanmakta. |