Yunanistan Vizesi

.
 

Atina Otelleri

.
 

Atina Fuarları .
 

Rezervasyon .
 

Yurtdışı Oteller  

Fuarlar

Paket Turlar  

Balayı Programları  

Uçak Bileti  

Bireysel Seyahatler

Araç Kiralama  

Prestij Turlar  

Vize Bilgileri  
 


Atina Genel Bigliler

 

Savaşların, çekişmelerin , kinlerin ötesinde barış içinde yaşayan bir şehir, insanların fikirlerini özgürce söyleyebildiği, zaferlerde yaşanan sevincin, tanrılara adanan tapınaklara dönüştüğü ve çevresindeki diğer şehirlere örnek olan bir şehir. Matematiğin, felsefenin, tiyatronun, heykel sanatının, siyasetin ve mimarinin eşsiz isimlerinin yaşadığı, tarihindeki pek çok önemli olayın tanrısal boyutunun mitolojik hikayelere dönüştüğü bir şehir... İşte bu şehir, komşumuz Yunanistan’ın başkenti Atina. Atina’yı gezmeye ünlü Panthenon tapınağından başlıyorum. Çağının en büyük mimarı Phedias tarafından akıl tanrıçası Athena için yapılan tapınak, 2500 yıldır tarihin en yıpratıcı rüzgarlarına rağmen tüm ihtişamı ile Atina şehrinin gururu olarak ayakta duruyor. Akropolis’i dolaşıyorum... “Kentin yukarı bölümü” anlamına geliyor bu sözcük. Akropolis’ten baktığımda, bütün Atina ayaklarımın altına seriliyor.

Çağının en büyük mimar ve heykeltıraşlarının eşsiz bir eseri olarak pırıl pırıl parlıyor Akropolis. Zaten Atina’da her an, tanrılarla koyun koyunasınız! Plaka, dar sokakları, renkli ve küçük bahçeli evleri ile tipik bir Yunan mahallesi. Dokusu bozulmadan korunmaya çalışılan bu tarihi mahallede gündüzleri cafeler, geceleri de tavernalar cıvıl cıvıl. Zaten Atina’ya gelip de Plaka’yı görmeden gitmek mümkün değil. Plakanın içinde yer alan eski pazar yeri olan Agora’yı gezdikten sonra, Yunanlıların yaz kış vazgeçemedikleri kutsal (!) içecekleri frapelerini içmek üzere, asırlık çınarların gölgesindeki Diyojen Café’de bir mola vererek çevredeki yaşamı gözlemleyebilirsiniz. Bu cafede anlatılan bir efsaneye göre, Büyük İskender ordusu ile Atina’ya geldiği zaman Diyojen’le burada karşılaşmış. Diyojen bir fıçı içinde kitabını okurken, Büyük İskender yanına gelerek “Dile benden ne dilersen” demiş. Diyojen ise güneşini engelleyen İskender’e kafasını bile kaldırmadan “Gölge etme başka ihsan istemem” cevabını vermiş... 400 yıllık Osmanlı egemenliği sırasında burada bir mahalle kuran Türkler, geride maalesef elle tutulabilir bir eser bırakmamışlar. Bugün Monastraki’de müze olarak kullanılan cami dışında kayda değer bir eser göremiyorsunuz. Plaka’dan Pandrosou caddesine doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkan Metropolis Kilisesi, 1842 ve 1862 yılında yapılan çan kuleleriyle dikkati çekiyor. Kilisenin önündeki ‘Metropoleos’ caddesini geçtikten sonra kalabalığın bir anda artış gösterdiği, en şık alışveriş mağazaları ile bezenmiş ‘Ermou’ caddesi, aklınıza gelebilecek olan her şeyi kolayca bulabileceğiniz bir yer. Bu caddedeki kalabalık sizi kendi içinde eritirken, cadde üzerindeki renkli kostümleri ile gösteri yapan pantomimciler, ilginç şovlar sunan şovmenler ve dans ederek para toplamaya çalışan çingene çocuklar, bu caddenin vazgeçilmez dekorları gibi karşınıza çıkıyor. Ayrıca, bu cadde üzerinde alışveriş yapan Atinalıların cep telefonları ile yüksek sesli konuşmaları arasından sıyrılan melodileriyle laternacıları, caddenin adeta kadrolu sanatçıları olan ve enstrümanları babadan oğul'a devreden bu yorgun savaşçıları, görmek mümkün.

Avrupa Birliği’nin en ucuz şehri olan Atina’da, sabah erken saatlerde açılan dükkanlarda öğleden sonra saat 15:00’e kadar alışveriş yapmak mümkün. Atina’da Pazartesi ve Çarşamba günleri dükkanlar öğlene kadar diğer günler ise 20:30’a kadar açık. Yunanistan’da 14:30’dan sonra siesta saati. Herkes öğle uykusuna yatıyor ve bu saatte gürültü yapmak kesinlikle yasak. Eğer şansınızı fazla zorlarsanız, kapınızda polisleri görmek işten bile değil. Yazın havaların çok sıcak olmasını bahane ederek böyle bir çalışma sistemi uygulasalar da, işin aslı Yunanlıların “Acele işe şeytan karışır” felsefeleri... Nitekim Amerikalı işadamları Yunanistan’da randevu saptarken muhataplarına “Avrupa saati mi, yoksa Yunan saati mi?” diye sormadan edemiyorlar. Randevusuna saatinde giden bir Yunanlı bulmak çok zor...

Sokaklarda cep telefonları ile yüksek sesle konuşan yayaları, kırmızı ışıkta geçip “pembe ışıkta geçtiğini” iddia eden şoförleri, yolun tam ortasına otomobili bırakarak bir dükkana giren insanları ile de İstanbullulara hayli benziyorlar doğrusu... Ermou caddesinde kalabalıkla birlikte yukarı doğru yürüdüğünüzde bankaların, havayolu şirketlerinin, bakanlıkların ve cafelerin merkezi olan 24 saat hareketin yaşandığı Syntagma meydanına gelirsiniz. Meydanda hemen karşınızda yükselen parlamento binası Yunanistan’ın ilk kralı Otto ve kraliçe Amalia için yaptırılmış ve 1924 yılından itibaren de parlamento binası olarak kullanılmaya başlanmış.

Parlamento binasının önünde yer alan meçhul asker anıtını bekleyen ve her saat başında seremoniyle nöbet değiştiren, pileli etekleri, siyah ponponlu tahta ayakkabılarıyla ünlü “evzones” askerlerini de izlemeniz mümkün. Özellikle Pazar günleri saat 11:00’de yapılan, büyük bir bando ve gösteri birliği tarafından gerçekleştirilen nöbet törenini, yine bu meydanda yer alan Grande Bretagne Oteli’nin terasından bir şeyler içerek izleyebilirsiniz. Syntagma meydanının yukarısındaki Kolonaki semti, renkli şık butikleri ve cıvıl cıvıl kafeleriyle Nişantaşı’nın Atina versiyonu. Kolonaki meydanında yan yana yer alan renkli kafeleri dolduran gençler, günün ve gecenin her saatinde gençliklerinin tadını çıkarıyorlar. Atinalı gençler, vazgeçemedikleri bir diğer tutkuları olan motosikletleri ile Kolonaki meydanında, kareyi tamamlayan bir doku olarak yerlerini alıyorlar. Buradaki buluşma yerlerinden Da Cappo Café, frape ve espresso içerek sohbet eden şık Yunanlılarla dolu... En şık ve ünlü markaları bulabileceğiniz Kolonaki sokaklarını gezerken politikacıların ve sanatçıların gözde buluşma mekânı Pritanion restaurant-bar’a da uğrayarak, bu restoranın Yunan, İtalyan ve İspanyol mutfağından oluşan lezzetli yemeklerinden tadabilirsiniz. Neo klasik yapıda, iki katlı bu ev, kentin ne popüler restoranlarından. Bu yüzden rezervasyon şart. Kolonaki’de gezerken göze çarpan Lycovittos tepesi üzerindeki Ayios Georgios klisesi, 24 saat misafirlerini ağırlıyor. Atina’ya hakim bir tepe üzerine kurulan bu kilisenin gölgesine sığınarak tüm Atina şehrini seyretmek ayrı bir zevk. Özellikle güneşin battığı saatlerde buradan şehrin değişen yüzünü ve rengini görmek ve bu tepenin mitolojik hikayesini dinlemek insanı gerçekten dinlendiriyor.
Lycovittos tepesinin efsanesine göre; tanrıça Athena, Akropolis’teki tapınağın gökyüzüne çok yakın olmasını istemiş ve fırtınalı bir gecede Pentelli (Pentoli) dağına gidip oradan büyük bir kaya kütlesi çıkarmış. Çıkardığı kaya ile Akropolis’e doğru gelirken 2 karga yanına gelerek kendisine kötü haberler vermişler. Aldığı haberlere öfkelenen Athena elindeki kayayı Atina’nın ortasına düşürmüş ve kuşların peşine takılarak gitmiş. Tepe, işte bu kayaymış...
Atina şehrinin bir diğer yüzü ise, bugün eski Pazar yerini ayıran metro raylarının hemen yanında yer alan Monastraki’deki yeni pazar yeri. Adrionou ve Philllippou caddelerinin kesiştiği yerdeki hareket, bir anda bizim Tahtakale’yi andırıyor. Kullanılmış telefon kartı satan koleksiyoncular, gümüş takılar, kitapçılar, ayakkabıdan askeri monta kadar herşeyi bulabileceğiniz Monastraki bölgesi, renkli yüzleri ile şehrin başka bir gerçeği olarak karşınıza çıkıyor. Özellikle Pazar günleri tamamen renklenen bit pazarı, tarihin ışığını yansıttığı bir ayna gibi çok uzaklardan dikkati çekiyor. Monastraki bölgesinden Apostolou Pavlou caddesine doğru yürürken hemen solunuzda karşılaşacağınız Theseion, dopdolu kafeleri, neşeli üniversite öğrencileri, rengarenk motosikletleri ve mini etekli cesur bayan sürücüleriyle dikkatinizi çekecektir.

Pek çok kafe ve bar bulunan Theseion günün her saatinde eğlenmesini bilen Atina’lıların en gözde mekanlarından. Servis yapan güzel Yunanlı kızlarla iyice renklenen cafeler, gece yüksek volümlü müziğin eşliğinde sabaha kadar dolup boşalıyor. Zaten Atinalılar için hayat saat 22:00’den sonra başlıyor. Genellikle yemeğe saat 22:00 sıralarında çıkıp ardından bir tavernaya gidiyor ve sabahın erken saatlerine kadar eğleniyorlar. Atina’ya gelip de Plaka’da gece saat 22:00’den sonra buzukili bir tavernaya gitmemek, çok şey kaçırmak demek...

Genellikle Plaka’da yer alan, iki katlı eski evlerden taverna haline getirilmiş ve rembetiko tarzı müzik yapan bu mekanlar, tüm turistlerin ilgi odağı. Gerçekten de “caciki, dolmades, fava, ahtopodi ve kalamari” ağırlıklı bir sofrada yudumlanan buzlu uzolar eşliliğindeki rembetiko müziği, gecenin unutulmaz anıları olarak hafızalara kazınıyor. Eğer müzisyenler Türk olduğunuzu anlarlarsa, ardı ardına Türkçe parçaları söylemeye başlıyorlar. Bu sıcak ortamda, size de sahnedeki müzik eşliğinde Atinalı komşularımızla birlikte sirtaki yaparak sabahın erken saatlerine kadar eğlenmek kalıyor. Atina’da gezilecek yerlerin başında gelen eski adı Türko Liman olan bugün ise “Mikro Liman” olarak adlandırılan bu küçük limandaki sayısız restaurant, cafe ve barlar, gece olunca Atina’lılarla turistlerin sahneyi ele geçirdikleri bir dekora dönüşüyor.

Buraya gelen ünlü Türkleri ağırladığı için kendini ayrıcalıklı gören Zorba Restaurant, zengin deniz ürünlerinden oluşan mutfağı ile dikkat çekiyor. Limanı bir gerdanlık gibi saran bu restoranlar, gece boyunca “misafirlerine” en iyi hizmeti verebilmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Yemekten sonra ise yolun diğer yanında yer alan sayısız barda müzik eşliğinde içkinizi yudumlayarak, renkli Atina gecelerine devam etmek özellikle hafta sonlarında kaçınılmaz. Plaka semtinde yer alan tavernalarda rembetiko müziği eşliğinde sirtaki oynama seçeneği dışında, oldukça iyi gruplardan dinleyeceğiniz rock müziğinden caza kadar geniş bir yelpazede Atina gecelerini dolu dolu yaşayabilirsiniz. Bunun dışında ise Atina çevresine yapılacak günü birlik gezilerle hoş vakit geçirebilirsiniz. Özellikle Pire limanından her saat başı kalkan vapurlar ve yaklaşık 1,5 saat süren yolculukla Egena adasına ulaşmak mümkün. “Flying Dolphin” adlı katamaran tarzı teknelerle aynı adaya 35 dakikada ulaşabilirsiniz.

Limana indikten sonra bir köy havasındaki bu ada, sizi tüm sıcaklığı ile hemen kucaklıyor. İskelenin tam karşı sokağındaki balık pazarının karşısında yer alan lokantalar, size adanın en leziz ürünlerini sunmak üzere yarışıyorlar. Burada size tavsiye edeceğim ahtapot ızgara, buz gibi uzoyla inanılmaz iyi gidiyor. Adada açık ev yapımı şaraplardan da tatmanız mümkün. Burada ayrıca ahtapotlu makarna ve bizimkinden biraz değişik olan favayı da denemekte yarar var. Atina’daki seyahat acenteleri vasıtasıyla aynı gün içinde Egina, Idra, Poros adalarına büyük yolcu gemileriyle düzenlenen yemekli gezilere katılmak da mümkün. Genellikle sabah 08:00’de kalkan gemiler akşam 08:00’de tekrar sizi aldığı noktaya geri bırakıyor. Fazla zamanı olmayanlar için ideal. Bir diğer günü birlik kaçamak olarak da Atina’dan sahil boyunca masmavi denizle kolkola giden bir yoldan Sounion burnuna gidebilirsiniz.

Sounion burnuna gelmeden önce kayaların üzerinde Poseidon tapınağı uzaktan hemen göze çarpıyor. Yol boyunca bulunan balık lokantaları, tavernalar ve kahvelerde de yolculuğun monotonluğunu kırabilecek fırsatlar yakalayabilirsiniz. Bugün dor stili 15 sütunu ayakta kalan, orjinali ise 34 sütunlu olan Poseidon tapınağı, Perikles’in yine altın çağında yaptırdığı eserlerden biri. Tapınağın mimarı bilinmese de, bugün Souinon burnunda en hakim noktaya yaptırılan ve denizlerin tanrısı Poseidon’a adanan bu tapınak, sürekli gelip giden turistlerle dolup taşıyor.
Bize çok benzeyen sıcak insanları, gündüzünden çok daha renkli geceleri ve tarihsel cazibesi ile Atina, bize bir kanat uçuşu mesafesinde meraklı gezginleri bekliyor, kısacası..

 


Atina Turu
4 Gece - 5 Gün

 
 

1.GÜN ISTANBUL – ATINA
Atatürk Havalimanı Dış Hatlar danışma önünde saat 06:30’da buluşma. Check-in, Pasaport ve gümrük işlemlerinden sonra  ile Türk Havayollarının TK1845 sefer sayılı uçuşu ile saat 08:20’de  Atina’ya hareket. Yaklaşık 1,5 saat sürecek bir yolculuktan sonra yerel saat ile 09:45’de  Atina’ya varış. Havalimanında bizleri bekleyen özel otobüsümüz ile otelimize transfer.Oda dağılımından sonra serbest dinlenme veya alışveriş imkanı. Akşam arzu eden konuklarımız rehberlerinin ekstra olarak düzenleyeceği tipik Yunan meyhanesinde rembetiko müziği eşliğinde, yemek ve eğlence fırsatı bulabilirler. Geceleme otelimizdedir.

 

 

2.GÜN  ATINA
Kahvaltıdan sonra yarım gün panoramik Atina şehir turu. Görülecek yerler  arasında Acropolis, Zeus Tapınağı, Hadrian Kapı, Mermer Stadı, Syntagma ve Omania meydanları, Plaka Semti bulunmaktadır. Öğleden sonra serbest, dinlenme  ve alışveriş imkanı. Arzu eden konuklarımız rehberlerinin ekstra olarak düzenleyeceği  Korinth Kanalı turuna katılabilirler.Geceleme otelimizde.

 

 

3.GÜN  ATINA
Kahvaltıdan sonra tüm gün serbest. Arzu eden konuklarımız rehberlerinin ekstra olarak düzenleyeceği tam gün öğle yemekli üç ada Hydra-Ponos-Egina turuna katılabilirler. Geceleme otelimizde.

 

 

4.GÜN  ATINA
Kahvaltıdan sonra tüm gün serbest. Akşam arzu eden konuklarımız rehberlerinin ekstra olarak düzenleyeceği, Mtparnos Dağındaki Kumarhanede şansını deneme imkanı bulabilirler. Geceleme otelimizde.

 
 

5.GÜN  ATINA – ISTANBUL
Kahvaltıdan sonra özel otobüsümüz ile Atina Havalimanına transfer. Check-in, Pasaport ve gümrük işlemlerinden sonra Türk Havayollarının TK 1846 sefer sayılı uçuşu ile saat 10:35’deİstanbul’a hareket ve saat 12:00’de İstanbul’a varış. Turumuzun sonu.

 

 Paket Programa Dahil Olan Hizmetler

 

THY, Olympic veya Ozel Havayolu  ile İstanbul / Atina / İstanbul uçak bileti

 

Seçilecek kategori bazında 4 gece / 5 gün oda kahvaltı konaklamalar

  Havaalanı - Otel - Havaalanı Transferleri
  Yarım günlük panoramik şehir turu.
 
 

Copyright © STS 2008 Sinemis Co Ltd.
All rights reserved.
Güncellenme : 23 September 2008

Detaylı Bilgi ve Rezervasyon
sales@sinemis.com.tr
      Telefon  0212 - 237 24 44 (Pbx)
            0212 - 237 24 04
Faks    0212 - 237 24 84

by MIYEDO